Büyükada benim için Aya Yorgi’ye kadar yürüyüp Yücetepe Kır Gazinosu’nun ızgara etlerine gömülmek demekti. Karşıda bitmeyen betonuyla İstanbul küçücük olurdu, küçük bardaklarda oranın içimi kolay, etkisi yokuş aşağı inişte yalpalarken anlaşılan etiketsiz şarabından içilirdi, çıkana kadar öyle acıkılırdı ki o … devamı..
Milano’dan İstanbul’a yılbaşı için ailemi görmeye kara yoluyla, Balkanları geze geze gideyim demiştim, yazdıkça oraları 2008 Noel Balkan Turu diye etiketliyorum.
Lubyana’dan bindiğim trene Sloven-Hırvat sınırında AB dışına çıkacağımız için polisler köpekleriyle doluştu. Pasaport kontrolleri, göz süzmeler, şüpheyle kesmeler, … devamı..
Bari’deki Couchsurfing ev sahibim Daniele’nin beni(Elmyra) bile seven kedisi Sophie tarafından uğurlanırken çoğunlukla aktarma noktası olarak görülen bu liman şehrinden fazla şey beklemiyordum; ama henüz cumartesileri kurulan balık pazarında insanların deniz ürünlerini aldıkları gibi çiğ çiğ yediklerini, yanımdan avucunda … devamı..
Macaristan’da Moğol Gibi!’yi yazarken buraya bir yurt yazısı daha gireceğimi düşünmemiştim açıkçası. Kan mı çekiyor nedir, orta asya çekiklerini buluyorum ben. Fotoğraf çeken Japon dediğime bakmayın, Kırgızlar arasında da yabancılık çekmeyebilitem var.
Bu sefer dağ peşinde onca gidip gelmeye … devamı..