(Başları Kaletepe’den önce yazılıp da bırakılmış yazı)
Hayatım bir tuhaf oldu, kuş gibi sürekli mevsimleri bekliyorum. Yaz gelse de yaz faaliyeti yapsak, kış gelse de kış faaliyeti yapsak. Dağ faaliyetleri; basit tırmanışlar, yürüyüşler, elimden geldiği kadarı. Yaz geldi geçti … devamı..
Vadiye uzanan burnun ucunda koyun gözleyen çoban gibi çömelip karşımdaki dağa baktım. Vadiden yukarı, oturduğum yere, Sulağankeler’e yürürken bulutların üstünde kalıp görünmeyen dağın üzerinden dağılan bulutları ve açılan vahşi kuzey yüzünü, batı omzunu izledim. Koyunlar durup duruken düşüp düşüp ölüyorlarmış … devamı..
Bahar, çığ riski, yağış gösteren hava bile şevkleri kıramayabiliyor. Ben, Bilge, Erciyes’te adeta çadırlarına sığındığımız ekipten iki kişi, bir de özlenen Ozan insanı, bir Aladağlar gezmesi yaptık geldik haftasonu. Yağış ile dolu arasındaki kuru hava aralığında Eznevit Klasik, mis, evde … devamı..
31 Ocak 2009 gecesi, önceki haftaki Erciyes faaliyetinde leş gibi oldukları için kirli çamaşırların arasında bıraktığım ancak arada geçen sürede yıkanmadıklarını yola çıkmadan hemen önce giyeceğimde öğrendiğim, üstelik de bu süre zarfında kedimin üzerlerine işediği ve bunun üzerinden kuruyacakları kadar … devamı..
