Tebriz’de couchsurfing’den bir yerde kalırken kiracısının yaptıklarından habersiz ev sahibine yakalandık
Milano’dan İstanbul’a yılbaşı için ailemi görmeye kara yoluyla, Balkanları geze geze gideyim demiştim, yazdıkça oraları 2008 Noel Balkan Turu diye etiketliyorum.
Lubyana’dan bindiğim trene Sloven-Hırvat sınırında AB dışına çıkacağımız için polisler köpekleriyle doluştu. Pasaport kontrolleri, göz süzmeler, şüpheyle kesmeler, … devamı..
Sonunda Eiger’e ulaştım! İsviçre gezimin Eiger eteklerindeki Grindelwald kasabası ve çevresindeki yürüyüşlerle geçen kısmı. Bir dağı sadece görmek için o kadar yol gidince heyecanlı oluyor tabii.
Interlaken ve Jungfrau’nun eteklerindeki şelaleriyle ünlü kasabası Lauterbrunnen kasabası yürüyüşleri, Berner Oberland gezimin hedefe varma etapları
Bosna Hersek’in hani şu köprüsü bombalanan şehri Mostar’da Hırvatlar bir bulvarın bir yakasında yaşıyor, Boşnaklar diğer yakada. Ben gittim bulvarın üstünde yaşayan Lana’nın yanında kaldım, iki üç fotoğraf çektim, net bile değiller.
Adam “yurt” denen Moğol göçmen -çadırdan hallice-sinde yaşıyor! Hem de gitmiş bunu Budapeşte’nin bir banliyösünde bahçeli müstakil evlerin arasına kurmuş. Fazla uğradığı yok gerçi, 3. oksijensiz Everest denemesine hazırlanan bir dağ heveslisi kendisi. O İskoçya’dayken gittim evinde kaldım, malzeme odasını karıştırıp kitaplarını okudum, buyurunuz “2 oda 1 salonda yaşamak şart değil, kurgu no:2”
Gittiğim, Mardin’de gece Suriye’nin ışıklarını izleyebildiğiniz bir köy. Kazı var taş çizeceğim diye gittim, bir ailenin avlulu evinin kazı evi olarak ayrılmış odasında kaldım. Sıcak kuru iklimlerin, Güneydoğu illerinin avlu içi 19 çocuklu, ekmeğini tandırda yapmalı, toprak damlı köy hayatından anladığım kadarı bu, eh bir de fotoğraflar var, çektiklerimi unutmuşum güzellermiş bence.


